31 Temmuz 2014 Perşembe 00:13
banner
:
:
HABERLER |
Lütfen, para istediğiniz kişinin TC kimlik numarasını kontrol ediniz, Size para göndermek için, sizden para isteyenlere kanmayınız, aldanmayınız, dolandıralara kanmayınız.
Karz-ı Hasen ne demek?


AYETLER DE KARZ-I HASENİ

İŞARET EDİYOR

“Kim Allah’a güzel bir ödünç verecek olursa Allah da onun karşılığında kat kat verir ve ayrıca onun çok değerli bir mükafatı da vardır. (Hadîd suresi, 11)”, “Mallarını Allah yolunda hayra verip de  sonra başa kakmayan, alanların gönlünü kırmayan (onlara iyi davranan) kimselerin Allah katında kendilerine has mükafatları vardır. Onlara korku olmadığı gibi onlar üzülmeyecektir. (Bakara suresi, 262)”, “Göklerin ve yerin mirası Allah’a ait olduğu halde, size ne oluyor da Allah yolunda mallarınızı harcamıyorsunuz? (Hadîd suresi, 10)”, “Eğer Allah’a (rızası uğruna) ödünç verirseniz Allah onu sizin için kat kat artırır ve sizi bağışlar. Allah çok mükâfat verendir, ceza vermekte acele etmeyendir. (Teğabûn suresi, 17)”…

Kur’an-ı Kerim’de bu ve benzer birçok ayet, karz-ı hasen verecek Müslümanlara hem müjde veriyor hem de karz-ı hasenin nasıl yapılması gerektiğine dair uyarılarda bulunuyor. Buna göre; erkek-kadın herkes borç vermek için teşvik ediliyor, borç vermek namaz ve zekatla birlikte zikrediliyor, fakirlikten ve darlıktan korkmadan verin deniyor, kendisi ihtiyaç içinde olanların da yine ihtiyaç sahiplerine yardım etmesi gerektiği söyleniyor. “Yaptığınız hayır kendinizindir” mesajı veriliyor, Allah’ın hiç sevmediği cimrilikten kurtulmak için de karz-ı hasen öneriliyor, Allah yolunda harcayanların kat be kat kazanacağı anlatılıyor ve ‘infak etmek için ölümü beklemeyin’ deniyor.

Peygamberimiz de güzel borç vermeyi her zaman övüyor ve inananları da hayatı boyunca bu konuda teşvik ediyor. Hatta borç vermenin sadakadan daha üstün olduğuna Hz. Enes bin Mâlik’in (R.A) rivayet ettiği bir hadisle dikkat çekiyor: “Bir adam cennete girdi. Kapısında şöyle bir yazı gördü: ‘Verilen sadakanın karşılığı on sevap, verilen ödünç paranın karşılığı ise on sekiz sevaptır.’ Ben de neden ödünç para sadakadan üstündür diye Cibril’e sordum. Bana şöyle cevap verdi: Dilenci dilenirken yanında para bulunabilir. Ama ödünç para isteyenin mutlaka bir ihtiyacı vardır da onun için istemiştir.” Abdullah İbn-i Ömer’den (R.A) rivayet edilen başka bir hadis de şöyle: “Duasının kabul edilmesini ve sıkıntısının giderilmesini isteyen, sıkıntıda olan borçluya yardım etsin.”

Kur’an-ı Kerim’de ve hadislerde sıklıkla değinilen karz-ı hasenin hükmünün de bilinmesi gerektiğini anlatıyor Dr. Hamdi Kalyoncu: “Öyle durumlar var ki bu hâllerde borç vermek değil, vermemek gerekiyor. Hatta bu sakıncalı durumlara rağmen borç vermenin verene sorumluluk getireceği anlatılıyor. Mesela arkadaş bana ‘Paran var mı?’ diye soruyor. Öyle değil, “Bana verecek paran var mı?” diye sormak lazım. Paranın ne için kullanılacağı çok önemli.”

İHTİYACI MEŞRU OLANA BORÇ

VERMEK VACİP HÜKMÜNDE!

Karz-ı hasenin hükmüne göre; her borç isteyene vermek gibi bir mükellefiyet yok. Aksine istenen paranın nerede ve ne için kullanılacağı konusunda borç verenin sorumluluğu var. Kişi içki içmek, kumar oynamak, zina yapmak için istiyorsa verilmemesi gerekiyor. Aksi hâlde veren kişi bırakın sevaba girmeyi, bu günahın sorumluları arasında yerini alıyor. Ancak kişinin ihtiyacı meşru ise borç vermek de vacip hükmünde!

Karz-ı hasen’de borç, belli bir zaman sonra geri ödeme koşuluyla veriliyor. Fakat ihtiyaçlı kişi vakti geldiğinde parayı iade edemiyorsa karz-ı hasen sahibi onu sıkıştırmamalı, sabırla beklemeli deniyor. Bakara suresi 280. ayet durumu şöyle özetliyor: “Eğer borçlu darlık içinde bulunuyorsa, ona geniş bir zamana kadar süre tanımak lazımdır. Eğer veremeyeceğini bilirseniz alacağı bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır.” Bir başka hadiste de Allah Resulü, “Kim güç durumda olan borçluya mühlet verirse; her gün mühlet verdiği kadar bir sadaka sevabı alır.” diyor.  

Bir de borç verene dünyevi açıdan menfaat temin eden her türlü karz yasaklanmış dinimizce. Mesela borç veren, “Borcunu öderken bir yemek ısmarlarsın” dese, sırf bu sebeple karz-ı haseni kabul edilmiyor. Hadislere ve İslam âlimlerine göre; bu faizdir ve haramdır. Çünkü verdiğinin aynısını alması gerekir. Yemek fazlalıktır. 

VERDİĞİ BORCU YAZMAYANIN

DUASINA İCABET EDİLMİYOR

Dr. Hamdi Kalyoncu, birçok hastasının başkası yüzünden borçlandığını, zor durumda kaldığını ve psikolojisinin bozularak kendisine geldiğini anlatıyor. Burada dikkat çekmek istediği husus ise karz-ı hasenin muhakkak taraflarca yazılı hâle getirilmesi. Hatta araştırma esnasında kendini derinden etkileyen hususun da bu olduğunu vurguluyor. Konunun ehemmiyetini anlatan ve insanı şoke eden bilgi, Mevdûdî’nin Tefhîmü’l Kur’an’ında anlatılıyor. Peygamberimiz, üç tür kimsenin Allah’a dua ettiğini, fakat duasına icabet edilmediğini bildiriyor; yoldan çıkmış karısı olduğu halde onu boşamayan adam, kendisine teslim edilmiş yetim malını yetim henüz olgunlaşmadan teslim eden kişi ve hiçbir yazılı belge, delil olmaksızın başkalarına borç veren kimse.

Bir de karz-ı hasende alınan borcun ödenmesiyle alakalı önemli ayrıntılar var. Borcun vadesinde ödenmesi en güzel olanı. Peygamberimiz, “Zenginin borcunu erteleyip vadesinde ödememesi zulümdür.” diyor. İstemesine rağmen ödeyemeyenler için de niyetin önemli olduğuna dikkat çekiliyor Ebu Hureyre (R.A.)’nin rivayet ettiği bir hadiste: “Bir kimse ödemek niyetiyle borçlanır, borcunu ödemeden ölürse, Allah onun borcundan vazgeçer ve istediği bedeli vererek alacaklılarını razı eder. Buna karşılık gönlünde ödeme niyeti olmaksızın borçlanan kimse, borcunu ödemeden ölürse Allah ondan alacaklıların hakkını alır.”
 Alıntı: Aksiyon dergisi-sayı-829